Bilgi, İnanç ve Akıl
İnanç
Sesli anlatım
Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.
Bir şeye inanmadan önce onu nereden bildiğini sorarsan, din kültürü derslerinin ilk sorusuna gelmiş olursun. Müfredat bu soruyla açılır: insan neyi, hangi yoldan bilir; bildiğiyle inandığı arasında nasıl bir ilişki var; din dediğimiz şey bu ilişkinin neresinde duruyor. TYT'de bu konu çoğunlukla bir ayet ya da kısa bir metin olarak karşına çıkar ve senden o metinden hangi yargıya ulaşılabileceğini bulmanı ister. Bu yüzden ezberden çok, metne bakıp "bunu söylemiş mi, söylememiş mi" diye bakmayı öğreneceksin.
İslam'da bilgi kaynakları
İslam âlimleri bilginin üç kaynağını kabul eder: salim duyu organları, selim akıl ve doğru haber. Sıfatlara dikkat et: duyu organı "salim", yani sağlam olacak; akıl "selim", yani sağlıklı ve önyargısız olacak. Gözü bozuk birinin görmesi ya da bir önyargının ürünü olan akıl yürütme bilgi kaynağı sayılmaz.
Üçünün işi ayrıdır:
- Duyu organları dış dünyayı tanımamızı sağlar; görür, işitir, koklar, tadar, dokunuruz.
- Akıl duyuların getirdiği veriyi birleştirir, neden-sonuç ilişkisi kurar ve soyut kavramlara ulaşır.
- Doğru haber, kendi gözümüzle görmediğimiz şeyleri başkasının aktarımıyla bilmemizi sağlar.
Doğru haberin de iki türü vardır. Birincisi mütevatir haber: yalan üzerinde birleşmeleri düşünülemeyecek kadar kalabalık bir topluluğun aktardığı haberdir. Mekke'nin var olduğunu görmediğin hâlde bilmen böyle bir haberdir. İkincisi peygamber haberi, yani vahiydir. Allah'ın elçisi, aklın tek başına ulaşamayacağı konularda, örneğin ahiret hayatı hakkında haber verir.
Mülk 67:23 bu üç kaynağın ikisini aynı cümlede sayar: "O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!" Burada işitme ve görme duyu organlarına, kalp ise düşünen ve kavrayan yönümüze işaret eder. Ayet bunları bir nimet olarak sunar ve nimetin hakkı olarak şükrü ister.
Akıl ile haber arasında bir çatışma kurma. Vahiy aklı devre dışı bırakmaz, onun yetmediği yerde devreye girer. Bakara 2:164 bu yüzden gökleri, gece ile gündüzün değişmesini, yağmuru ve rüzgârları sayar ve bunların "düşünen bir topluluk için" delil olduğunu söyler. Yani haber, akla seslenir; akıl da haberin ne dediğini anlamak için çalışır. Peygamber haberinin güvenilirliği ise gelen kişinin doğruluğuyla ölçülür, ayrıca Hz. Muhammed'in vahiy gelmeden önce bile "el-emin" diye anılması bu bakımdan bir örnektir.
Rüya, keşif ve ilham ise İslam âlimlerince bilgi kaynağı kabul edilmez. Bunlar kişiye özeldir; başkasına delil olarak gösterilemez ve doğruluğu ölçülemez. Rüyada bir şey görmen, o şeyin dinî bir hüküm ya da kesin bir bilgi olduğu anlamına gelmez. Sınavda "aşağıdakilerden hangisi İslam'da bilgi kaynağı sayılmaz" kalıbında cevap bu üçlüden biri olur.