Hz. Muhammed'in İstişaresi, Sabrı ve Hakkı Gözetmesi
Hz. Muhammed'in Örnekliği
Sesli anlatım
Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.
Sınıf başkanı seçimi yapılacak. Öğretmen tek başına "başkan şu olsun" diyebilir ama sınıfa sorar, oylar alınır, sonuç herkesin gözü önünde belli olur. Karar yine alınır; fark, o kararın herkesin sözünü duyarak alınmış olmasıdır. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) yönetim tarzı da böyleydi. Bu konuda onun danışmaya verdiği değeri, davasındaki kararlılığını, hakkı gözetmesini ve Kureyş suresinin mesajını öğreneceksin.
İstişare: danışarak karar vermek
İstişare, bir iş hakkında başkalarının görüşünü almak, yani danışmaktır. Kur'an bunu iki yerde söyler. Âl-i İmrân 3:159'da Hz. Muhammed'e hitap edilir: "Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah'tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et." Müşavere, danışma demektir.
İkinci ayet Şûrâ 42:38'dir. Bu ayette müminlerin özellikleri sayılır ve bunlardan biri şöyle anlatılır: "işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar". Şûrâ da danışma demektir. İki ayeti şöyle ayır: Âl-i İmrân'daki ayet Hz. Muhammed'e danışmayı emreder; Şûrâ'daki ayet ise danışmayı müminlerin ortak bir özelliği olarak sayar.
Hz. Muhammed bu emri uyguladı. Üç örnek öğren:
- Bedir'de ordunun konaklayacağı yeri belirlerken bir sahabi, daha uygun bir yer olduğunu söyledi. Hz. Muhammed bunun vahiy mi yoksa görüş mü olduğunu sordu; görüş olduğunu öğrenince öneriyi uygun buldu ve yeri değiştirdi.
- Uhud'da şehirden çıkıp savaşmak isteyenlerin çoğunlukta olduğu görüldü. Hz. Muhammed kendi düşüncesi farklı olsa da çoğunluğun görüşüne uydu.
- Hendek'te şehri korumak için hendek kazma fikrini Selman-ı Fârisî önerdi; bu öneri uygulandı. Selman, Fars asıllı bir sahabiydi; yani iyi fikir her kimden gelirse dinlenmişti.
Özgün bir soru tipiyle dene. Bir okulda kermes düzenlenecek. Öğrenciler, öğretmenler ve veliler toplanıp neyin satılacağını, gelirin nereye harcanacağını konuşuyor; en sonunda okul müdürü kararı veriyor. Burada danışma, görüşlerin dinlenmesidir; karar, müdürün verdiği son hükümdür. Soruda "görüşlerin alınması" istişareye, "sonuca bağlanması" karara karşılık gelir.
Bu üç örnekte görüşü söyleyen kişiler farklıdır: biri savaş deneyimini, biri çoğunluğun düşüncesini, biri yeni bir savunma fikrini getirmiştir. Yani danışma, yalnızca yaşlı ya da mevki sahibi kişilerle yapılmaz; fikri olan herkes dinlenir.
Bu örneklerin ortak mesajı, danışmanın zayıflık olmadığıdır. Peygamber olduğu için vahiy alan biri bile görüş istemiştir. Günlük hayatta aile, okul ve toplum işlerinde danışmak bu örnekten çıkarılan sonuçtur: ortak karar daha çok kişinin desteğini alır.