Teen Life
1. Dönem Üniteleri
Sesli anlatım
Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.
Cumartesi günü ne yaparsın? Biri konsere gider, biri evde gitar çalar, bir başkası annesiyle alışverişe gitmek zorunda kalır ve yüzünü asar. Bu ünite, ne sevdiğini ve ne sevmediğini söylemeyi, iki şey arasında tercih yapmayı ve alışkanlıklarını ne sıklıkla yaptığınla birlikte anlatmayı öğretir. Konuşan kişi teenagerdır. Kelimenin sonundaki -teen, on üçten on dokuza kadar olan sayıların (thirteen, nineteen) ortak ekidir; teenager de bu yaşlardaki gençtir, yani sensin.
Sevmek, sevmemek ve düşkün olmak
Beş fiil sevgi ölçeğini kurar. Love çok sevmektir, like sevmektir, enjoy keyif almaktır. Dislike hoşlanmamaktır, hate ise nefret etmektir.
Bu fiillerin ardından gelen eylem -ing ekini alır. "I love going to concerts." Konsere gitmeyi çok seviyorum demektir. "I hate shopping with my parents." ise ailemle alışverişe gitmekten nefret ediyorum anlamındadır. Enjoy ve dislike'tan sonra -ing zorunludur; bu ünitede like, love ve hate için de aynı biçim öğretilir. Soruda -ing'li şık varsa önce ona bak.
Like ile would like'ı da ayır. Like, genel zevkini anlatır: "I like swimming." Yüzmeyi severim demektir. Would like ise o anki isteği anlatır: "I'd like to swim now." Şimdi yüzmek istiyorum demektir. Birincide -ing gelir, ikincide to ve fiil gelir.
Friendship ünitesindeki davet kalıbının "would like to" olması bundandır; davet, şu anki bir isteği sorar.
Fiile -ing eklerken iki küçük kural işini görür. Tek heceli, tek ünlüden sonra tek sessizle biten fiillerin son harfi ikilenir: swim, swimming; run, running. İki sessiz ya da çift ünlü varsa ikilenmez: walk, walking; read, reading. Sessiz harften sonra e ile biten fiilde e düşer: dance, dancing. "She enjoys dancing." cümlesinde enjoy'un sonuna üçüncü tekil kişi eki gelmiştir, ama dancing değişmemiştir.
Sevgiyi anlatmanın bir başka yolu be fond of ve be keen on kalıplarıdır. İkisi de bir şeye düşkün olmak demektir ve ardından isim ya da -ing'li fiil gelir. "I am fond of camping." Kamp yapmaya düşkünüm anlamına gelir. "She is keen on playing the guitar." ise gitar çalmaya meraklı demektir.
Ters yönde can't stand vardır: katlanamamak. "I can't stand waiting for the bus." Otobüs beklemeye katlanamıyorum demektir. Kalıbın kardeşi unbearable'dır, yani dayanılmaz.
"I can't stand it. I think it's unbearable." diyen kişi, bir şeye hem katlanamadığını hem de dayanılmaz bulduğunu söyler. İkisi aynı yönde güçlü bir olumsuzluktur.
Kalıpları güçlerine göre sıralarsan şu merdiveni görürsün:
- Love olumlu yönde en güçlü ifadedir; be fond of ve be keen on da bir şeye gerçekten düşkün olmayı anlatır.
- Like ve enjoy daha sakin olumludur.
- Dislike hoşlanmamaktır, yani hafif olumsuzdur.
- Hate ile can't stand olumsuz yönde en güçlü ifadelerdir.
Sevgi fiillerinin olumsuzu ve sorusu bildiğin yardımcı fiille kurulur, ama -ing kuralı aynen sürer. Üçüncü tekil kişide doesn't kullanılır ve fiil yalın kalır: "He doesn't enjoy shopping." Soru da böyle: "Does she like dancing?" Doesn't ya da does geldiğinde asıl fiilin sonundaki s düşer; like ya da enjoy yalın kalır, ardından gelen eylem yine -ing alır.
Bu yapı kolay yanlışa açıktır. Çeldirici şık iki hatayı birleştirebilir: doesn't'ten sonra fiile fazladan s koyar ya da enjoy'un ardına -ing'siz yalın fiil getirir. Şıkları ikisi birden bozulmuş görürsen en az hatalı olanı değil, hiç hata taşımayan şıkkı ara.