Tarih Bilimi, İlk Çağ ve İslam Öncesi Türk Tarihi

Tarih-1

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Bu başlık dört ayrı işin üst üste binmiş hâlidir: tarihin bir bilim olarak nasıl çalıştığı, yazıyla doğan ilk uygarlıklar, Orta Çağ dünyasının ekonomik iskeleti ve bozkırda kurulan Türk devletleri. Müfredat bu bölümde olayları sıraya dizip ezberletmeyi açıkça yasaklar; kronolojik listeler yalnızca zaman duygusunu desteklemek için verilir.

AYT'de sorulan şey bir uygulamadan çıkarılan anlayıştır. Kağan neden töreye uymak zorundadır, Uygurlar neden zayıfladı, hukukun kaynağı akıl mı kutsal kitap mı olunca ne değişir, bunlara cevap veriyorsan puan senindir. Önce zemini kuracağız, sonra bozkıra geçeceğiz; çünkü bozkırdaki kurumları ancak ilk üç parçadaki kavramlarla birlikte okuyabilirsin.

Tarih bilimi ve zaman

Tarihin konusu, zaman içindeki insan faaliyetleri ile bu faaliyetlerin bıraktığı eser ve değişimlerdir. Fizikçi hipotezini laboratuvarda sınar, tarihçi sınayamaz; elinde kitabe, sikke, ferman ve kazı buluntusu vardır.

Bu yüzden tarihte kesinlikten çok, kanıtla desteklenmiş yorum bulunur. Kitabeyi epigrafi, eski yazıyı paleografi, sikkeyi nümizmatik, resmî belgeyi diplomatik, buluntuyu arkeoloji, olayın zamanını kronoloji çözer. Tarih öğrenmenin gerekçesi de üç cümleye sığar: ortak hafıza toplumun kimliğini kurar, bugünü anlamak geçmişi bilmeyi gerektirir, geleceğe dair akılcı plan geçmişin farkındalığına yaslanır.

Kaynaklar olaya yakınlığına göre de ayrılır. Olayı yaşayanın bıraktığı belge birinci el, ona dayanarak sonradan yazılan kitap ikinci el kaynaktır. Birinci el olmak doğru olmak demek değildir; Çanakkale'deki bir askerin mektubu da abartılı olabilir, yalnızca olaya daha yakındır. Tarihçi bu yüzden belgeyi hem dışarıdan (kâğıdı, mührü, yazısı döneme uyuyor mu) hem içeriden (yazarın çıkarı var mı) sorgular.

Yöntem hatası olarak karşına çıkan kavram anakronizmdir: geçmiş olayı bugünün bakış açısıyla ve değer yargılarıyla yargılamak. Hammurabi'nin cezalarına bugünkü ceza hukukundan bakıp "acımasız" demek bunun örneğidir. O cezalar, kuralları yazıya geçirerek keyfî yargıyı sınırlamak için konmuştu. Yorumda "neden bugünkü gibi davranmadılar" tadı alıyorsan anakronizm vardır.

Toplumlar geçmişi kendi tarihlerindeki önemli olaylara göre bölümler; buna dönemlendirme denir. Yaygın dört dilimde İlk Çağ, yazının icadıyla (milattan önce 3200 dolayı) açılır ve Kavimler Göçü'ne (375) kadar sürer. Bazı kaynaklar İlk Çağ'ı Batı Roma'nın yıkıldığı 476'da kapatır; Türk tarihi anlatımı 375'i esas alır.

Takvimlerde asıl ayrım esasdır. Güneş yılı esaslı olanlar miladi, On İki Hayvanlı Türk Takvimi, Celâlî ve Rumî takvimdir. Ay yılı esaslı olan ise hicrî takvimdir. Hicrî yıl güneş yılından yaklaşık 11 gün kısadır, bu yüzden hicrî aylar mevsimlerde gezer. Celâlî, Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah döneminde hazırlandı. Rumî takvim Osmanlı'da mali işlerde kullanıldı; 26 Aralık 1925 tarihli kanunla miladi takvime geçildi ve kanun 1 Ocak 1926'da yürürlüğe girdi.