Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

Atatürk Dönemi Dış Politika

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

İki komşu düşün. Aralarında bir bahçe duvarı sorunu var. Biri hemen kavga etmek istiyor, öteki oturup konuşmayı seçiyor. Kavga edene bakınca güçlü görünebilir ama sonunda her şeyi kaybedebilir. Konuşmayı seçen sabır ister, çünkü bazen istediğini tam alamaz, bazen de çok değerli bir şeyi kazanır.

Atatürk döneminde Türkiye dış politikada ikinci yolu seçti. Savaştan yeni çıkmış, yorgun bir ülkeydi. Yeniden savaşa girmeden sorunları çözmek istedi. Bu konuda önce dış politikanın ilkelerini, sonra Lozan'dan kalan sorunları, en sonda da bu ilkelerin Montrö ve Hatay'da nasıl sonuç verdiğini göreceksin.

Dış politikanın ilkeleri

Bu dönemin dış politikası birkaç ilke üzerine kuruldu. Her ilkenin yanına bir olay yazarsan sınavda hangisinin ne olduğunu kolay bulursun.

Tam bağımsızlık. Bağımsızlık yalnızca asker ve sınır değil, ekonomi ve hukuk demektir. Evde kendi kurallarını koyabiliyorsan ama kapıdaki yabancı görevli kimin ne yapacağına karışıyorsa, bağımsız sayılmazsın. Kapitülasyonların Lozan'da kalkması, yabancı okulların Türk denetimine girmesi ve Osmanlı borçlarının ödeme planının pazarlıkla belirlenmesi bu ilkeyle ilgilidir.

Gerçekçilik. Alınabilecek olanı istemek demektir. Türkiye gücünü aşan bir talepte ısrar etmedi. Musul'da durumu görüp masaya oturması buna örnektir.

Akılcılık. Her sorunu duyguyla değil, durumu ve gücü hesaplayarak çözmek demektir. Karar vermeden önce kimin elinde ne olduğuna bakılır.

Mütekabiliyet. Karşılıklılık demektir: bir devlet hak istiyorsa karşı tarafa da aynı hakkı tanır. Nüfus mübadelesinin iki taraf için de uygulanması bu anlayışa uygun bir örnektir.

Barış. Atatürk'ün 1931'deki "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözü bu ilkenin özetidir. Bu söz savaşı her koşulda reddetmek anlamına gelmez. Vatan savunması dışarıda kalır. Reddedilen şey saldırgan savaştır. Barışçı olmak, sonuç almak için savaş dışındaki her aracı kullanmak demektir.

Bunların yanında millî menfaati esas almak, Türk ve dünya kamuoyunu dikkate almak, Misakımillî'ye bağlı kalmak ve uluslararası hukuka saygı da bu dönemin dış politikasında öne çıkar. Hatay Misakımillî'ye bağlılığın, Montrö ve Bozkurt-Lotus davası uluslararası hukuka saygının somut örnekleridir. Atatürk'ün ileri görüşlülüğü burada ortaya çıkar. Dünyanın nereye gittiğini önceden görüp güvenlik çevresini kurdu.

Lozan bu ilkelerin ilk büyük sınavıdır. Türkiye orada kapitülasyonları kaldırttı, sınırlarını ve bağımsızlığını dünyaya kabul ettirdi. Ama her şeyi de alamadı. Boğazlar, Musul ve borçlar gibi konularda geri adım attı ya da süre tanıdı. Bu geri adımlar zayıflık değil, gerçekçilik ve akılcılığın sonucudur. Kapitülasyonların kalkması tam bağımsızlığa, bazı konularda esnek davranılması gerçekçiliğe örnek olur. Tek antlaşmada iki ilkeyi birden görebilirsin.