Siyasi, Hukuki ve Eğitim Alanındaki İnkılaplar

Atatürkçülük ve Çağdaşlaşan Türkiye

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Savaş kazanıldı, sınırlar çizildi. Peki sonra? Evini yeni onarmış birini düşün. Çatı sağlam, duvarlar yerinde. Ama içeride hâlâ eski düzen sürüyor: her odanın kuralı başka, her kapının anahtarı başka birinde. Ev ayakta ama düzgün yaşanmıyor. Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki durum buydu. Önce savaş, sonra düzen kurma işi geldi. İnkılap dediğimiz şey, eskiyi onarmak değil, yerine yenisini koymaktır. Bu konuda üç alanı göreceksin: siyaset, hukuk ve eğitim. Her birinde aynı soruyu sorabilirsin: bu değişiklik hangi sorunu çözdü ve hangi ilkeye bağlanır?

Siyasi alan: saltanattan halifeliğe

Siyasi inkılaplar bir merdiven gibi sırayla çıkıldı. Her basamak bir sonrakinin önünü açtı.

1 Kasım 1922'de saltanat kaldırıldı. Nedenini bir önceki konuda gördün: Lozan'a hem Ankara hem İstanbul çağrılmıştı ve bir ülkeyi bir masada iki hükûmet temsil edemezdi. Bu karar, egemenliğin bir hanedana değil millete ait olduğunu gösterdi. Yani millî egemenliğe doğru atılmış büyük bir adımdı.

13 Ekim 1923'te Ankara başkent oldu. Neden İstanbul değil, Ankara? İstanbul denize kıyıydı ve işgal altında kalmıştı. Ankara Anadolu'nun ortasındaydı ve Millî Mücadele oradan yönetilmişti. Bir de şu var: yeni bir düzen, eski düzenin başkentinde kurulmaz.

29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi ve Mustafa Kemal ilk cumhurbaşkanı seçildi. Bu karar hem devlet yönetimine ad verdi hem de bir sıkıntıyı çözdü. Hükûmet kurmak o günlerde zorlaşmıştı, kabine istifa etmişti ve yerine yenisi kurulamıyordu. Cumhuriyet'le birlikte cumhurbaşkanlığı makamı ve yeni bir hükûmet kurma düzeni geldi. Cumhuriyet'in ilanı cumhuriyetçilik ilkesine bağlanır.

Cumhuriyet'in ilanıyla neyin değişmediğini de bil. Egemenliğin millete ait olduğu 1921'de zaten yazılmıştı. O gün değişen, bu egemenliğin nasıl kullanılacağıydı: yönetim biçimine Cumhuriyet adı verildi. Halife ise 29 Ekim akşamı hâlâ görevdeydi. "Cumhuriyet'in ilanıyla hangisi gerçekleşmemiştir" diye sorulursa cevap halifelikle ilgili şıktır.

Burada sıra sorusu çıkar. Şu üçünü sırayla tut: saltanat, başkent, Cumhuriyet. Ankara'nın başkent oluşu ile Cumhuriyet'in ilanı arasında on altı gün vardır. Ters sıralamak sık yapılan bir hatadır.

3 Mart 1924 günü meclis üç kanun çıkardı ve bu tarih ayrı bir çalışmayı hak eder:

  • Halifelik kaldırıldı. Osmanlı hanedanı mensupları yurt dışına çıkarıldı.
  • Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi, bütün okullar Maarif Vekâleti'ne bağlandı.
  • Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti ile Erkân-ı Harbiye Vekâleti kaldırıldı.

Neden halifelik de kaldırıldı? Saltanat kalkmıştı ama halife hâlâ vardı. Padişah gibi törenlerle çıkıyor, yabancı temsilcileri kabul ediyordu. Rejime karşı olanlar bu makamın arkasında toplanabilirdi. Saltanat gövdeydi, halifelik gölgeydi. Önce gövde, sonra gölge kaldırıldı. Halifeliğin kaldırılması laikliğe bağlanır.

Kapatılan iki vekâletin yerine ne geldiğini de bil. Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti'nin işleri Diyanet İşleri Başkanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredildi. Erkân-ı Harbiye Vekâleti'nin yerine Genelkurmay Başkanlığı kuruldu. Böylece ordu hükûmet masasının dışına alındı, asker siyasetten ayrıldı.

Aynı yıl bir de anayasa vardı. 20 Nisan 1924'te 1924 Anayasası kabul edildi. 1921 Anayasası savaş sırasında hazırlanmış kısa bir metindi. 1924 Anayasası ise kurulmuş bir devletin, yani Cumhuriyet'in anayasasıydı. Devletin yönetim biçimini ve yargının bağımsız mahkemelerce yapılacağını yazılı hâle getirdi.