TBMM'nin Açılışı ve İç Ayaklanmalar
Millî Bir Destan
Sesli anlatım
Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.
Bir ev düşün. Dışarıda fırtına var ve kapıya yaklaşıyor. İçeride ise evdekiler kendi aralarında kavga ediyor. Biri pencereyi açmak istiyor, biri kapatmak. Biri ışığı söndürüyor, biri yakıyor. Fırtına gelmeden ev dağılır. İşte bir ülke için "iç cephe" böyle bir şeydir: dışarıdan gelen tehlikeye karşı içeride birlik olmak.
Ankara'da meclis açıldığında ülke tam böyle bir durumdaydı. Dışarıda işgaller vardı. İçeride ise meclisin kurulmasına karşı çıkanlar çıktı. Bu konuda önce meclisin nasıl kurulduğunu, sonra ona karşı çıkanların neden zararlı olduğunu, en sonunda Sevr'e verilen tepkiyi göreceksin.
İstanbul'un işgali ve meclisin kuruluşu
Önceki konuda Misak-ı Millî'yi öğrenmiştin. İtilaf Devletleri buna sert karşılık verdi. 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ettiler. Mebusların bir kısmı tutuklandı. Meclis-i Mebusan, yani Osmanlı'nın milletvekillerinden oluşan meclisi, 11 Nisan 1920'de kapatıldı. İstanbul'da artık millet adına karar alabilecek bir meclis kalmamıştı.
Mustafa Kemal bu duruma hemen çözüm aradı. İşgalin ertesi günlerinde Anadolu'ya duyurduğu karar şuydu: İşgal altında olmayan Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip yeni bir meclis toplanacaktı. İstanbul'dan Ankara'ya gelebilen mebuslar ile Anadolu'da seçilen temsilciler bir araya geldi. Çözümün Ankara'da aranmasının nedenini önceki konudan biliyorsun: Temsil Heyeti Aralık 1919'dan beri oradaydı, şehir ulaşım açısından uygundu ve işgal bölgelerinin dışındaydı.
Meclis-i Mebusan'ın kapanması ile TBMM'nin açılması arasında yalnızca on iki gün vardı. Bu kısa süre, Ankara'nın hazırlığının ne kadar hızlı yapıldığını gösterir. Sırayı bir çizgi gibi düşün:
- 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edildi.
- 11 Nisan 1920'de Meclis-i Mebusan kapatıldı.
- 23 Nisan 1920'de TBMM Ankara'da açıldı.
- 29 Nisan 1920'de Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı.
- 2 Mayıs 1920'de İcra Vekilleri Heyeti kuruldu.
- 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması imzalandı.
Bu altı tarihi yıl yıl ezberlemene gerek yok. Sıralamayı bilmen yeterli: önce işgal, sonra eski meclisin kapanması, sonra yeni meclis, sonra kanun, sonra hükûmet ve en sonunda Sevr.
23 Nisan 1920'de, Cuma namazının ardından Hacı Bayram Camii'nde yapılan dualarla birlikte, Türkiye Büyük Millet Meclisi, kısaca TBMM, Ankara'da açıldı. Bu meclise Birinci Meclis denir. Ertesi gün, 24 Nisan'da Mustafa Kemal meclisin başkanı seçildi. Meclisin açılışı iki ilkeye dayanıyordu: millî egemenlik ve tam bağımsızlık. Millî egemenlik, yönetme hakkının millete ait olması demektir. Tam bağımsızlık ise başka bir devletin vesayetini kabul etmemektir.
Millî egemenlik fikrini bir örnekle oturtalım. Bir sınıf düşün. Sınıfta kuralları öğretmen tek başına koyuyorsa karar öğretmendedir. Sınıf temsilcisini seçen ve kararları birlikte veren öğrenciler varsa karar sınıftadır. Eski düzende yönetme hakkı padişahtaydı. TBMM ile birlikte bu hak millete geçti. Meclis üyelerini millet seçmişti ve meclis millet adına karar veriyordu. İşgal altındaki bir ülkede bunu ilan etmek büyük bir cesaretti. Açılışın tam bağımsızlık ilkesine bağlanması da bu yüzdendir: millet, kaderini başkasına bırakmayacaktı.
TBMM'nin yapısı o günün şartlarını yansıtıyordu. Meclis hem yasama hem yürütme yetkisini elinde tutuyordu. Yani kanun yapıyor ve kanunları uygulayacak hükûmeti de kendisi kuruyordu. Bunun nedeni açıktı: savaş vardı, hızlı karar gerekiyordu. Normal zamanda kanun yapan ile uygulayan farklı kurumlardır. Savaş zamanında ikisi aynı çatıdaydı. 2 Mayıs 1920'de kurulan İcra Vekilleri Heyeti de meclisin üyeleri arasından seçildi.