Toplumsal ve Ekonomik Alandaki İnkılaplar

Atatürkçülük ve Çağdaşlaşan Türkiye

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Sabah uyanıyorsun, saate bakıyorsun. Üstüne bir şey giyiyorsun. Okulda adın okunuyor, soyadınla birlikte. Bunların hiçbiri sana olağanüstü gelmiyor. Ama yüz yıl öncesinde her biri ayrı bir tartışmaydı. Kıyafetin kanunla düzenlendiği, soyadının zorunlu olduğu, saatin dünyayla aynı işlediği bir ülke Cumhuriyet'in ilk yıllarında kuruldu.

Bu konuda iki şey göreceksin. Birincisi, günlük hayatı ve kadının toplumdaki yerini değiştiren toplumsal inkılaplar. İkincisi, ülkeyi ekonomik olarak ayağa kaldıran adımlar. İkisinde de aynı alışkanlığı kazanmak istiyoruz: her düzenlemeyi gördüğünde "bu hangi ilkenin gereği?" diye sorman.

Günlük hayatı değiştiren düzenlemeler

Toplumsal inkılapların iki gerekçesi vardı. Birincisi, gündelik hayatı herkes için aynı ve düzenli hâle getirmek. İkincisi, kimsenin adının önünde onu ötekinden üstün gösteren bir sıfat bırakmamak.

Kıyafet. Osmanlı'da başlık ve kıyafet kişinin dinini, mesleğini ve topluluğunu dışarıdan belli ediyordu. Sarığa bakan biri karşısındakinin kim olduğunu anlıyordu. Bunu kaldırmak, sokakta herkesi aynı vatandaş yapmak demekti. Mustafa Kemal 1925 Ağustos'unda Kastamonu'ya gitti, İnebolu'da yaptığı konuşmada kıyafetin neden değişeceğini anlattı ve şapkayı önce kendi giyip halka gösterdi. Şapka Kanunu 25 Kasım 1925'te çıktı.

Önce örnek oldu, sonra kanun geldi. Kanun milletvekillerini ve devlet memurlarını bağlıyordu. Her yerde sessizce karşılanmadı, bazı illerde tepkiler çıktı. Çünkü mesele kumaş değil, insanın kendini nasıl tanımladığıydı. Kadın kıyafeti ise kanunla düzenlenmedi. "Kadın kıyafeti kanunla zorunlu kılındı" diyen şık yanlıştır.

Tekke, zaviye ve türbeler. Bu yapılar kendi müritleri ve kendi düzenleri olan, devletin yanında ikinci bir güç gibi çalışan yerlerdi. 30 Kasım 1925'te kapatıldılar. Şeyhlik, dervişlik gibi unvanlar kaldırıldı. Üfürükçülük ve falcılık gibi işler de yasaklandı, çünkü hastalığın çaresi hekimde aranmalıydı. Aynı zincirin halkalarına bak: 3 Mart 1924'te okullar tek çatıda toplandı ve din hizmeti Diyanet İşleri Başkanlığı'nda birleşti. Tekkelerin kapatılması bu zincirin devamıdır. Bu düzenleme laikliğe ve akılcılığa bağlanır.

Takvim, saat ve ölçü. 26 Aralık 1925'te Miladi takvim kabul edildi ve 1 Ocak 1926'da yürürlüğe girdi. Aynı gün gün yirmi dört saate bölündü ve dünyayla aynı saat sistemine geçildi. Ölçülerde metre, kilogram ve litre kullanılmaya başlandı. Ölçüler kanunu 1931'de çıktı ve uygulaması 1933'te başladı. Gerekçe belliydi: Avrupa ile aynı gün ve aynı saatte iş yapabilmek, ticarette ortak bir dil kurmak. Hafta tatili ise 1935'te cumadan pazara alındı. Sebebi yine ticaretti: Avrupa'daki muhatabıyla çalışan esnaf, haftada iki gün işsiz kalıyordu. Bu düzenlemelerin hepsi inkılapçılığa bağlanır.

Soyadı. Soyadı Kanunu 1934'te kabul edildi ve 2 Ocak 1935'te yürürlüğe girdi. Soyadı olmayan bir ülkede askerlik, vergi ve nüfus kayıtlarını düzgün tutmak zordu. Aynı yıl, 26 Kasım 1934'te, ağa, bey, paşa, hacı, efendi gibi lakap ve unvanlar kaldırıldı. Böylece adın önündeki sıfat kimseyi öteki insandan üstün göstermeyecekti. 24 Kasım 1934'te Mustafa Kemal'e meclis tarafından Atatürk soyadı verildi. Bu soyadını sonra başka kimse alamaz hâle getirildi. Soyadı Kanunu ve unvanların kaldırılması halkçılığın en yalın örneğidir.