Hukuk Alanında İnkılaplar

Atatürk İnkılapları

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Hukuk inkılabını "İsviçre'den Medeni Kanun alındı" cümlesine indirirsen bu konudan çıkan soruların yarısını kaybedersin. Asıl mesele şudur: 1923'te bu ülkede tek bir hukuk yoktu. Birden fazla mahkeme türü, birden fazla kanun kaynağı ve birbirinden farklı karar veren yargı yerleri aynı anda çalışıyordu. Aynı olay, davacının dinine ve uyruğuna göre başka mahkemeye gidiyor, başka sonuç veriyordu.

Hukuk inkılabının hedefi bu dağınıklığı bitirmek, yani hukuk birliğini kurmaktı. Medeni Kanun o hedefin en görünür parçasıdır, tamamı değil. ÖSYM de konuya çoğunlukla buradan giriyor: sana bir düzenleme verip "hangi amaca hizmet eder" diye soruyor ve beklediği cevap hukuk birliği oluyor. Sen de konuyu böyle diz — önce dağınıklığı gör, sonra tek tek nasıl toplandığını.

Aynı ülkede kaç ayrı hukuk vardı

Osmanlı'nın son yüzyılında yargı üç ayrı yatakta akıyordu. Şer'iyye mahkemeleri İslam hukukuna göre karar verirdi; Müslüman tebaanın evlenmesi, boşanması ve mirası buradaydı. Tanzimat'tan sonra kurulan nizamiye mahkemeleri ise Avrupa'dan alınan örfi kanunlara bakardı. Gayrimüslimlerin aile ve miras işleri kendi cemaat mahkemelerinde görülürdü; Rum, Ermeni ve Yahudi cemaatlerinin ruhani liderleri bu alanda yargı yetkisi taşıyordu.

Şer'iyye ile nizamiye arasındaki bu ikilik Tanzimat'tan miras kaldı ve sınav Osmanlı ile cumhuriyeti aynı soruda karşılaştırmayı sevdiği için mirasın kaynağını ayrıca tut. Tanzimat, eskiyi kaldırıp yerine yenisini koymadı; yeniyi eskinin yanına kurdu. Şer'iyye mahkemesi yerinde kaldı, nizamiye mahkemesi onun yanına eklendi. Sonuç, aynı ülkede iki ayrı yargı düzeninin paralel çalışması oldu ve bir davanın hangi mahkemeye düşeceği çoğu zaman tartışma konusuydu.

Dördüncü bir yatak daha vardı ve en can sıkıcı olan oydu. Kapitülasyonlar yüzünden yabancı uyruklu bir kişi Osmanlı topraklarında suç işlediğinde Osmanlı mahkemesinde değil, kendi devletinin konsolosluk mahkemesinde yargılanıyordu. Bu artık bir hukuk sorunu olmaktan çıkıp bağımsızlık sorunu hâline gelmişti. Kapitülasyonlar 24 Temmuz 1923'te Lozan'da kaldırıldı ve hukuk inkılabının önündeki dış engel temizlendi. İç engel duruyordu.

Kanun tarafında durum daha da karışıktı. Osmanlı'nın elindeki en kapsamlı medeni kanun Mecelle'dir; tam adı Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye. 1868'de Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki komisyon hazırlamaya başladı, 1876'da tamamlandı. On altı kitap, bin sekiz yüz elli bir madde. İçeriği borçlar, eşya ve yargılama hukukudur ve İslam hukukunun Hanefi yorumuna dayanır.

Mecelle aile ve miras hukukunu kapsamaz. Bir kadının nasıl boşanacağı, bir mirasın nasıl paylaşılacağı orada yazmaz — sınav tam bu boşluktan soruyor.

O boşluğu doldurma denemesi 1917'de geldi. Hukuk-ı Aile Kararnamesi, Osmanlı'nın ilk yazılı aile hukuku düzenlemesidir ve Müslüman, Hristiyan, Yahudi ailelerin hepsini tek metnin altına almayı denedi. İki yıl bile yaşamadı: 25 Ekim 1917'de yayımlandı, 19 Haziran 1919'da kaldırıldı. Cumhuriyet bu işe sıfırdan değil, başarısız bir denemenin üstünden başladı; kaldırma kararının arkasında da işgal yıllarında hem cemaat liderlerinin hem muhafazakâr çevrelerin baskısı vardı.