Toplumsal ve Ekonomik Alanda İnkılaplar

Atatürk İnkılapları

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Bu başlığın toplumsal yarısı tek bir cümlenin altına giriyor: devlet, vatandaşın günlük hayatını herkes için aynı, ölçülebilir ve kayıtlı hâle getiriyor. Kıyafet, takvim, saat, terazi, isim — hepsi aynı işi yapıyor. Yanına ikinci amacı koy: kimsenin adının önünde onu ötekinden üstün kılan bir sıfat kalmayacak. Ekonomi tarafını bu iki gerekçenin içine sıkıştırma, orada soru başkadır — üretimi kim yapacak, parayı kim basacak, hattı kim işletecek.

Şapka, kıyafet ve Kastamonu yolculuğu

Kılık kıyafet düzenlemesinin gerekçesi moda değil, görünürdeki ayrımın kaldırılmasıdır; ilkesi de bu yüzden inkılapçılıktır. Osmanlı'da başlık ve cübbe kişinin dinini, mesleğini ve tarikatını dışarıdan okunur kılıyordu; sarığa bakan adam karşısındakinin kim olduğunu anlıyordu. Bunu kaldırmak, sokakta herkesi aynı vatandaş yapmak demekti.

Mustafa Kemal 23 Ağustos 1925'te Ankara'dan yola çıktı, Çankırı'da kısa bir mola verdi ve ertesi gün Kastamonu'daydı. İki tarihi de böyle tut: hareket 23, varış 24 Ağustos. Elinde şapka vardı ve dokuz gün süren gezi boyunca onu halka gösterdi. 27 Ağustos 1925'te İnebolu'da Türk Ocağı'nda yaptığı konuşmada kıyafetin neden değişeceğini açık açık anlattı. Sıralamayı bil: önce gezi, sonra kanun. Devlet halkı kanunla hazırlıksız yakalamadı; cumhurbaşkanı önce kendi giydi.

Şapka Kanunu 25 Kasım 1925'te çıktı ve milletvekilleriyle bütün devlet memurları için şapkayı zorunlu tuttu.

Burada çok karıştırılan bir ikili var. 1925'teki kanun şapkayla ilgilidir ve memurları bağlar. Din adamlarının ibadet yeri dışında dinî kıyafetle dolaşmasını yasaklayan düzenleme ise 3 Aralık 1934 tarihlidir, dokuz yıl sonradır. Soru kökünde "din adamlarının kıyafeti" geçiyorsa 1934, "şapka" geçiyorsa 1925. Kadın kıyafetine hiçbir zaman kanunla karışılmadı; sınavda bunun tersini, yani kadın kıyafetinin kanunla düzenlendiğini söyleyen şık çeldirici olarak defalarca karşına çıkar.

Kanun her yerde sessizce karşılanmadı. Erzurum, Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri ve Tokat gibi geleneksel yapısı güçlü illerde olaylar çıktı; gezici İstiklal Mahkemeleri devreye girdi, idam ve sürgün cezaları verildi. Bunu sınav ayrıntısı olarak değil bir ölçü olarak aklında tut: dışarıdan bakınca en yüzeysel görünen düzenleme, birçok ile yayılan bir tepki doğurdu. Çünkü mesele kumaş değil, insanın kendini nasıl tanımladığıydı.