XVIII. Yüzyıl — Gerileme Dönemi ve Islahatlar

Osmanlı Siyasi Tarihi

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Osmanlı bu yüzyıla tek bir iddiayla girdi: Karlofça'da verdiği toprakları geri almak. Yüzyılı kapatırken o topraklardan elinde yalnız Mora vardı, üstüne Kırım'ı da kaybetmişti. XVIII. yüzyılı kavramanın en kısa yolu bu iki cümleyi yan yana koymaktır. Arada sessizce olan bir şey daha var ve sınav asıl onu sorar: yüzyılın başında baş rakip Avusturya'ydı, sonunda Rusya. 1699 Karlofça'dan 1792 Yaş Antlaşması'na kadar süren döneme Gerileme denir.

Aynı yüzyılda Osmanlı ilk kez Avrupa'ya taklit edilecek bir örnek gözüyle baktı, bu yüzden konu iki damardan akar — bir yanda savaş ve antlaşma zinciri, öbür yanda ıslahatlar. İkisini ayrı ayrı ezberleme, çünkü her ıslahat bir yenilginin hemen ardından geliyor. Islahatın tarihini unutursan yenilginin tarihinden bulursun.

Prut'tan Pasarofça'ya: geri alma denemesi tıkanıyor

Yüzyıla II. Mustafa'nın saltanatıyla girildi. III. Ahmet tahta ancak 1703'te, Edirne Vakası'ndan sonra çıktı ve 1730'a kadar kaldı. Bu ayrımı en baştan yerine oturt, çünkü yüzyılın ilk antlaşması III. Ahmet'in değil. Rusya'nın neden bu yüzyılın baş rakibi olduğunu bir cümleyle kavrayabilirsin: I. Petro'nun bütün siyaseti sıcak denizlere inmek üzerine kuruluydu ve önündeki tek engel Osmanlı'ydı.

Karlofça'nın tamamlayıcısı sayılan 1700 İstanbul Antlaşması II. Mustafa döneminde imzalandı: Azak Kalesi Rusya'ya bırakıldı, Rusya İstanbul'da daimî elçi bulundurma hakkını da orada aldı. Prut, Pasarofça ve Lale Devri ise III. Ahmet'in hanesine yazılır.

İlk fırsat beklenmedik bir yerden çıktı: İsveç Kralı XII. Şarl, 1709'da Poltava'da Petro'ya yenilip Osmanlı topraklarına sığındı. Osmanlı'da ona Demirbaş Şarl denir. Rusya'nın onu geri isteyip sınırı zorlaması savaşı getirdi.

1711 Prut Savaşı'nda Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa, Rus ordusunu Prut nehri kıyısında kuşattı. Çar teslim olmanın eşiğindeydi. Baltacı savaşı sürdürmek yerine antlaşma imzaladı ve bu tercih o günden beri tartışılır. Prut Antlaşması ile Azak Kalesi ve çevresi Osmanlı'ya geri verildi, Rusya İstanbul'da daimî elçi bulundurmaktan vazgeçti, Lehistan'ın iç işlerine karışmayacağını kabul etti ve Şarl'ın ülkesine dönmesine razı oldu. Rusya şartları savsaklayınca antlaşma 1713'te Edirne'de yenilendi.

Şimdi bunu aklında bir yere yaz: Prut, Osmanlı'nın Rusya'ya karşı bu yüzyılda kazandığı tek büyük zaferdir. Sonrası hep tersine işleyecek.

Kazanılan güven Venedik'e çevrildi ve 1715'te Mora yarımadası geri alındı. Ama Karlofça'nın kefili Avusturya devreye girdi. 1716'da Petrovaradin'de ağır bir yenilgi alındı, sadrazam Silahdar Ali Paşa savaş meydanında öldü, ardından Belgrad ve Temeşvar düştü.

Pasarofça Antlaşması 1718'de imzalandı; karşı tarafta hem Avusturya hem Venedik vardı. Mora Osmanlı'da kaldı, yani Venedik'ten alınan yer korundu. Buna karşılık Belgrad, Banat yani Temeşvar bölgesi, Kuzey Sırbistan ve Eflak'ın batı yarısı Avusturya'ya bırakıldı; Dalmaçya ile Arnavutluk kıyılarındaki bazı yerler Venedik'e verildi.

Pasarofça'nın asıl sonucu haritada değil kafalarda oldu. Geri alma siyasetinin işlemediği görüldü ve devlet savaşmayı bir süre bırakıp Avrupa'nın neyi farklı yaptığına bakmaya karar verdi.